Özgür Çalışmak İçin Önce Bir Sistem Kurmak Gerekiyor
Umut Özdemir
Kendi işini kurmakla özgür çalışmak aynı şey değil.
Bunu son zamanlarda daha net görmeye başladım.
Bir şirkette günde on saat çalışmak yerine kendi işimde on iki saat çalışıyorsam, aslında hayatımda çok büyük bir şey değişmiş olmuyor. Sadece patronun adı değişiyor.
Hatta bazen yeni patron insanın kendisi oluyor.
Benim aradığım şey bu değil.
Ben daha fazla çalışabileceğim bir iş kurmaya değil, zamanımı daha fazla kontrol edebileceğim bir çalışma düzeni kurmaya çalışıyorum.
Bence aradaki fark oldukça önemli.
Her işi kendin yapıyorsan sistem henüz kurulmamıştır
Bir işin başlangıcında hemen her şeyi kendiniz yapmanız çok normal.
Müşteriyle konuşuyorsunuz. Teklif hazırlıyorsunuz. Ödemeyi kontrol ediyorsunuz. Ürünü veya hizmeti hazırlıyorsunuz. Teslimatı yapıyorsunuz. Ardından muhasebeyi ve diğer işleri takip ediyorsunuz.
Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki kendi işiniz var ama kendinize ait zamanınız yine yok.
İşte benim çözmeye çalıştığım asıl problem burada başlıyor.
Son zamanlarda yaptığım işlere bakarken kendime sık sık şu soruyu soruyorum:
“Ben bu işle ilgilenmediğimde ne olacak?”
Cevap “her şey duracak” ise bence ortada henüz gerçek anlamda bir sistem yok.
Otomasyon aslında zaman satın almak
Otomasyon denildiğinde akla genellikle yazılımlar, yapay zekâ veya karmaşık teknik sistemler geliyor.
Ben artık biraz daha farklı bakıyorum.
Benim için otomasyonun en basit tanımı şu:
Aynı işi ikinci kez yapmak zorunda kalmamak.
Bir müşteri her geldiğinde aynı açıklamayı yapıyorsam bunu sistemleştirebilir miyim?
Her sipariş geldiğinde aynı işlemleri gerçekleştiriyorsam bunların bir bölümünü otomatikleştirebilir miyim?
Birisi benimle çalışmak istediğinde bütün süreci baştan anlatıyorsam bunun için standart bir süreç oluşturabilir miyim?
Bunların her biri küçük ayrıntılar gibi görünebilir.
Ama her biri biraz zaman kazandırıyor.
Beş dakika. On dakika. Yarım saat.
Günün sonunda bunlar bir araya geldiğinde mesele birkaç dakika kazanmaktan çıkıyor.
Hayatınızdan geri aldığınız zamana dönüşüyor.
Her şeyi otomatikleştirmek de çözüm değil
Burada önemli olduğunu düşündüğüm başka bir denge daha var.
Her şeyi otomatikleştirmenin doğru olduğuna inanmıyorum.
İnsan ilişkilerinin önemli olduğu yerde hâlâ insan kalmak gerekiyor.
Bir müşterinin gerçek bir problemi varsa onu dinlemek gerekiyor. Birlikte çalıştığınız birinin desteğe ihtiyacı varsa onunla konuşmak gerekiyor.
Bu nedenle benim için otomasyonun amacı insanı ortadan kaldırmak değil.
İnsanın gerçekten gerekli olduğu yerlere zaman bırakmak.
Tekrar eden işleri sistemlere bırakıp karar vermeyi, iletişimi ve üretmeyi kendimize ayırabilirsek çok daha sağlıklı bir çalışma düzeninin ortaya çıkabileceğini düşünüyorum.
Benim kurmaya çalıştığım düzen de bu
Bugün hâlâ yapılacak çok şey var.
Bazı süreçler manuel. Bazıları yarı otomatik. Bazıları ise henüz fikir aşamasında.
Ama artık yaptığım her işe biraz farklı bakıyorum.
Bir işi tamamladığımda yalnızca:
“Bu iş bitti mi?”
diye sormuyorum.
Bir soru daha ekliyorum:
“Bir dahaki sefere bunu daha az uğraşarak nasıl yapabilirim?”
Belki de sistem kurmanın başlangıç noktası tam olarak bu soru.
Çünkü benim için özgür çalışma hiç çalışmamak anlamına gelmiyor.
Tam tersine üretmeye devam etmek istiyorum.
Yeni projeler geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve insanlarla çalışmak istiyorum.
Ama bütün bunları yaparken hayatımı sürekli işin etrafında kurmak istemiyorum.
İşin, hayatımın içinde doğru yerde durmasını istiyorum.
Ve bugün geldiğim noktada şunu daha net görüyorum:
Özgür çalışmaya giden yol her zaman daha fazla çalışmaktan geçmiyor.
Bazen asıl mesele,
daha iyi bir sistem kurabilmek.
Birlikte Geliştirelim
Bu mimari yaklaşım veya teknoloji hakkında daha fazla sorunuz mu var?
Stratejik bir görüşme planlayarak süreci detaylandıralım.